Septisizm Neyi Savunur?
“Septisizm” kelimesi kulağa biraz soğuk ve uzak gelebilir, değil mi? İnsanın kafasında bir an önce “ne demek bu?” sorusunu doğurur. Ama bu kelimenin arkasında yatan düşünce, aslında hepimizi doğrudan etkileyebilecek kadar güçlü. Septisizm, bir anlamda her şeye karşı duyduğumuz kuşkuculuğun bilimsel bir versiyonudur. Klasik anlamda, bir şeyin doğruluğuna inanmadan önce onu sorgulamayı savunur. İlk bakışta kulağa mantıklı geliyor, değil mi? Kim “gerçekten neye inanıyorum, ne doğru, ne yanlış?” demek istemez ki? Ama hemen peşinden de şu soruyu soruyorum: Peki, bir şeyleri sorgularken gerçekten tüm evreni sorgulamak iyi bir fikir mi? Yoksa biraz fazla mı soyut olur? Hadi gelin, bu soruyu birlikte açalım.
Septisizm Nedir?
Septisizm, “kuşkuculuk” veya “şüphecilik” olarak da çevrilebilecek, temelde sorgulayıcı bir yaklaşımı benimseyen felsefi bir görüştür. Bu görüş, kesin bilgilere ulaşmanın imkansız olduğunu ve her şeyin sorgulanması gerektiğini savunur. Yani, birine, “Şu doğru mu?” diye sormadan önce, “Bunu nasıl biliyoruz?” sorusunu sormayı savunur. Burada devreye giren esas düşünce, kesin bilgiye ulaşmanın, hatta güvenli bir inanç geliştirebilmenin neredeyse imkansız olduğudur. Yani, kimse “gerçek bilgi”ye sahip olamaz, her şeyin sorgulanması gerekir.
Bu kadar soyut bir düşünceyi savunmak kolay değil. Zira tam da burada, “Bunlar ne kadar gerçekçi?” sorusu devreye giriyor. Kimseyi kötülemiyorum, ama evet, ben biraz sorgulayıcı bir insanım. Bu yazıyı okurken bir parça da olsa, “Gerçekten doğru mu?” diye düşünebilirsiniz, çünkü biz şu anda bir arama çabasındayız, değil mi? Peki, bu sorgulamanın bir sınırı yok mu?
Septisizm Neyi Savunur?
Septisizm, esas olarak şu temel görüşü savunur: “Kesin bilgiye ulaşmak mümkün değildir ve her şey sorgulanmalıdır.” Yani, yaşamda hiçbir şeyin kesin olmadığına dair bir kabul vardır. Bu da, çoğu zaman doğru bildiğimiz şeylerin bile sorgulanmasını zorunlu kılar. Her bir inanç, düşünce veya kabul edilen gerçek, bir müddet sonra sorgulanmalıdır.
Mesela, bilimsel gerçekleri bile sorgulamak bir septik için zorunludur. Çoğu zaman bilimsel bulgular, çok yüksek doğruluk payına sahip olsa bile, bir septik kişi her zaman “gerçekten doğru mu?” sorusunu sorar. Çünkü bilim, her ne kadar kanıtlarla desteklense de, en nihayetinde insan aklının ve mevcut teknolojinin sınırlarıyla şekillenen bir şeydir. Bu da demektir ki, kesin bilgiye ulaşmak bir tür “felsefi” yanılgıdır.
Ama şunu da unutmamak gerek: Septisizm, her şeyin sürekli olarak yanlış olduğuna inandığınız bir yaşam tarzı değildir. Bilgiye ulaşma süreci bile bir tür doğrulama ve yeniden sorgulama gerektirir. Bu yüzden, bir şeyi kabul etmek için sadece kanıtlarla değil, sağlam bir düşünsel süzgeçten de geçmesi gerektiği savunulur.
Septisizmin Güçlü Yönleri
Şimdi gelelim bu felsefi yaklaşımın güçlü yanlarına. Evet, bazıları “her şüpheci düşünce insanı geriye götürür” diyebilir, ama bazen bir adım geri atmak ve her şeyi sorgulamak, bizi gerçek bilgiye daha yakınlaştırabilir. Septisizmin güçlü yönleri, özellikle bilgi çağında, çok önemlidir. Her gün bombardımana tutulduğumuz “doğru” bilgiler, çoğu zaman ne kadar güvenilir olduğunu bilmediğimiz kaynaklardan geliyor. Evet, sosyal medyada gördüğümüz her şey doğru mu? Büyük ihtimalle değil. Birçok haber, yanlış bilgi veya taraflılık içeriyor.
Sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde de septisizm bir fayda sağlayabilir. Örneğin, bir halkın veya toplumun, yönetimlerinin verdiği her kararın ardındaki sebepleri sorgulaması gerektiğini savunur. Hükümetlerin veya büyük şirketlerin sürekli olarak doğruyu söylediğini düşünmek, kuşkuculuğa yer bırakmaz. Yani toplumlar da bir tür septik bakış açısı geliştirmeli, değil mi? Birçok siyasi karar ve ekonomik hamle, bize dayatılan “doğru”lar gibi görünüyor. Eğer her zaman şüpheci bir bakış açısı benimsenirse, bu da daha adil ve daha şeffaf bir toplum inşa etmenin yolu olabilir.
Soru: Bilgiyi sorgulamak, toplumsal bir devrimin kapılarını aralar mı?
Septisizmin Zayıf Yönleri
Ama her iyi şeyin bir zayıf yönü vardır, değil mi? Hadi, gelin septisizme de biraz eleştirel yaklaşalım. Yani, hayatımızın her anını sorgulamak, doğru bildiğimiz her şeyi çürütmek biraz yorucu ve zaman alıcı olabilir. Sonuçta, insanın yaşadığı hayatta bazı şeyleri sadece kabullenmesi gerekir. Düşünsenize, kahvenizi içtiğinizde, “Bu kahvenin tadı gerçekten tam istediğim gibi mi? Yoksa her şey benim zihnimde mi şekilleniyor?” diye düşünmek, insanı delirtebilir. Sorgulamak her zaman daha derin anlamlar doğurmaz; bazen sadece bir kafa karıştırma çabası olabilir.
Bir de, bu kadar şüpheci olmanın insanı bir yere varamamasına yol açabileceği durumu var. Yani, her şeyin doğruluğunu sorgulamak, bazen neyi doğru bildiğinizi bulmanıza engel olabilir. Hayatın karmaşasında durup her şeyin ne kadar “gerçek” olduğunu sormak, size sonunda sadece bir belirsizlik bırakabilir.
Şunu kabul etmek gerek: İnsanlar bazen bir şeye güvenmek zorundadır. Çünkü eğer her şey kuşkuluysa, hayatın basit doğrularına ulaşmak zorlaşır. Kimi insanlar, evet, her şüpheci düşünceyi kabul etmeyebilir, çünkü hayatın bazı yönlerinin kabullenilmesi gerekebilir. İnsanların toplum içindeki en temel değerlerine duydukları inanç bile bir dereceye kadar “kesin” olmalıdır. Bir süre sonra, bir düşünceyi sürekli sorgulamak, o düşüncenin hayatınızda oluşturacağı güveni azaltabilir.
Soru: Her şeye şüpheyle yaklaşmak, sonunda insanı “hiçbir şey doğru değil” noktasına getirmez mi?
Sonuç: Sorgulamak Gerekli Ama Ne Zaman?
Sonuçta, septisizm hem bir keşif, hem de bir kısıtlama olabilir. Her zaman her şeyin doğru olduğuna inanmak naiflik olabilir, ama her şeyin yanlış olduğuna inanmak da bir tür nihilizm. Hayatta bazen, doğruyu bulmak için duraksamak, sorgulamak gerekir; ama bazen de bir şeyleri olduğu gibi kabul etmelisiniz. Çünkü sürekli sorgulamak, sonunda hiç şüphe etmemek kadar tehlikeli olabilir.
Peki, “Septisizm neyi savunur?” sorusunun cevabı ne? Cevap, “Her şeyin sorgulanması gerektiğini savunur, ama her zaman şüphe etmek de bir sonuca varamamanın ta kendisidir” olabilir. İleri gitmek için bazen, sorgulamak ve bazen de güvenmek gerekir. Çünkü dünyayı değiştiren de, değiştiremeyen de düşünce tarzıdır.
Son bir soru: Gerçekten her şeyi sorgularken, hayatı kaçırıyor olabilir miyiz?