Eski Dil’de “Pes” Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
Toplumların dil üzerinden kendilerini nasıl tanımladıkları, bir dilin nasıl evrildiği, kullandığı kelimelerle şekillenen sosyal yapıyı yansıtır. “Pes” kelimesi de, eski dilde yerini bulmuş, zaman içinde farklı anlamlar kazanmış bir kelimedir. Ancak, bu basit kelimenin arkasında derin toplumsal, kültürel ve tarihsel anlamlar yatmaktadır. Özellikle de toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, “pes” kelimesinin tarihsel arka planı, bu değerlerin evrimini anlamada önemli bir ipucu sunar.
Bundan yıllar önce, İstanbul’da bir sabah, metrobüste karşılaştığım bir sahne bu yazıyı yazmamda etkili oldu. Genç bir kadın, yorgun bir şekilde oturduğu yerden kalkarak yaşlıca bir adamın kalkmasına yardım etti. Adam, kadına teşekkür etmek yerine, “Pes!” diye bağırarak ona karşı duyduğu memnuniyetsizliği ifade etti. Bu kelimenin o anki etkisi, sadece kadının fiziksel olarak yardım etmesine bir karşılık olarak değil, toplumsal roller ve dilin bu roller üzerindeki etkileri açısından da çok dikkat çekiciydi.
—
“Pes” Kelimesinin Tarihsel Arka Planı
Eski Türkçede “pes” kelimesi, “yenilgi” ya da “teslimiyet” anlamında kullanılıyordu. Bu anlam zamanla daha çok, bir kişinin bir durumda veya konuşmada sesini çıkarmadan geri çekilmesi, bir şeylere boyun eğmesi olarak evrildi. O dönemde “pes” demek, genellikle birinin gücünü ya da egemenliğini kaybettiği durumlarda ifade edilen bir tavırdı. Ancak, dilin evrimi ile birlikte “pes” kelimesi, çok daha fazla anlam ve içerik kazanmıştır.
Peki, dilde bu tür kelimelerin evrimi, toplumsal cinsiyet ve sosyal yapıyı nasıl etkiler? Burada dikkat edilmesi gereken şey, “pes” kelimesinin eril bir kuvvetin ya da otoritenin egemenliğine boyun eğmeyi simgelemesidir. Bu anlam, yalnızca dildeki bir yansıma değil, toplumsal cinsiyet rollerinin tarihsel olarak nasıl biçimlendiğinin de bir göstergesidir. Kadınların tarihsel olarak toplumda daha pasif, daha teslimiyetçi ve çoğunlukla ikinci planda olmalarına dair pek çok anlatıda bu tür kelimeler belirginleşir.
—
Toplumsal Cinsiyet ve “Pes” Kelimesinin Rolü
Bir sabah işe giderken, sokakta karşılaştığım bir diyalogda dikkatimi çeken başka bir örnek, toplumsal cinsiyetin bu kelime üzerindeki etkisini net bir şekilde ortaya koydu. Bir grup genç kadın, sokakta yürürken bir adamdan yüksek sesle “Pes” diye bağırdı. Bu bağırışın amacı sadece bir kadının yerini “bilmeyen” bir tavırla, daha kuvvetli bir şekilde geri dönmesi değil, aslında toplumsal normlara uymayan bir kadına karşı duyulan kolektif hoşnutsuzluğun dışavurumuydu. Burada kelime, sadece bireysel bir eleştiriden daha fazla bir şey ifade ediyordu.
Çok sık rastladığım bir şeydir, İstanbul’un caddelerinde ve toplu taşıma araçlarında, özellikle kadınların sosyal alanda daha fazla yer almasıyla birlikte, “Pes” gibi kelimelerle yerinden edilmesi gerektiği anlatılmak istenen durumlar… Bu, o kadının sesini ya da tutumunu, toplumsal cinsiyetin dayattığı kalıplarla uyumlu hale getirme çabasıydı. “Pes” demek, sesini çıkaran bir kadına karşı duyulan rahatsızlığın sesle ve kelimelerle dışavurumu gibiydi. “Pes” dediğinde, o kişi belki de o kadının beklentilerinden daha farklı bir şey söylediyse, toplumsal cinsiyetin hegemonik yapısının bir parçası olarak kadını “yerine” oturtmaya çalışıyordu.
—
Çeşitlilik ve “Pes”: Farklı Grupların Tepkileri
Toplumsal cinsiyetin yanı sıra, farklı gruplar bu kelimenin kullanımından farklı şekillerde etkilenir. İstanbul’da yaşadığım birkaç yıl içinde, etnik ve kültürel çeşitliliğin içinde “pes” kelimesinin çok farklı şekillerde algılandığını gözlemledim. Örneğin, bir kafede çalışırken, çok kültürlü bir ortamda, farklı etnik kökenlerden gelen insanlar arasında bu tür kelimelerin karşılaştıkları durumu görmek oldukça dikkat çekici olmuştur. Bir grup genç, kelimenin anlamını birbirlerine açıklarken, kelimenin baskıcı ve toplumsal yapıyı simgeleyen bir anlam taşıdığı konusunda hemfikir oldular. Fakat kelimenin Arapçadaki karşılıklarını kullananlar, bu kelimenin tarihsel bir anlam taşıdığını ve egemen bir dil yapısının sonucu olarak her zaman eril bir anlam taşımadığını savundular.
Bir başka örneği ise, bir sokak röportajında gördüm. Genç bir birey, “Pes!” kelimesini bazen şaka yollu, bazen de sinirli bir şekilde kullandığını belirtti. Ancak röportajı yapan kişi, bu kelimenin, aslında sosyo-ekonomik durumu daha düşük olan kesimler için bir anlam taşıdığını belirtti. Yani, bu kelime, sadece bir tepki ya da bir şaka değil, aynı zamanda, toplumsal baskının ve ötekileştirmenin bir aracıdır.
—
Sosyal Adalet Perspektifinden “Pes” Kelimesinin İncelenmesi
Sosyal adalet bağlamında bakıldığında, “pes” kelimesi, yalnızca toplumsal cinsiyet ve sınıf üzerine değil, aynı zamanda kimlikler, haklar ve eşitlik mücadeleleri üzerine de anlam taşıyor. Sokakta yürürken, özellikle kadınların, LGBTİ+ bireylerin ve etnik olarak dışlanan grupların bu kelimeye karşı gösterdikleri tepkiler, sosyal adaletin nerelerde kırıldığını da gösteriyor.
Bir gün, Kadıköy’de yürürken, bir grup genç insanın, LGBTİ+ hakları için yaptığı bir eyleme katıldım. Eyleme katılanlar arasında “Pes!” kelimesinin ne kadar yanlış bir şekilde kullanıldığını, toplumsal cinsiyetin ve heteronormatif bakış açısının dilde nasıl baskın olduğunu tartışanlar vardı. Onlara göre, “Pes” kelimesi sadece bir kişi ya da grup üzerinde değil, toplumsal yapıya yönelik bir tehdit olarak algılanmalıydı. O an, dilin yalnızca bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda toplumun temel yapılarından biri olduğunu bir kez daha anladım.
—
Sonuç: Dilin Gücü ve Toplumsal Yansımaları
Sonuç olarak, eski dildeki “pes” kelimesi, dilin yalnızca geçmişe ait bir kalıntıdan çok daha fazlasıdır. O, toplumsal cinsiyet rollerinin, sınıf farklarının, çeşitliliğin ve sosyal adaletin nasıl şekillendiğini, nasıl evrildiğini ve hala nasıl şekillendiğini gösteren bir aynadır. Dil, aynı zamanda toplumsal yapının, değerlerin ve normların bir yansımasıdır ve bu yansıma, bazen en basit kelimelerle dahi karşımıza çıkabilir.
Kelimeler, her zaman görünenden çok daha derin anlamlar taşır ve bazen bir kelimenin tarihsel anlamı, toplumsal yapının ne kadar derinlikli olduğunu gösterir. “Pes” kelimesi de bunlardan biridir; toplumsal yapının, sosyal normların ve eşitsizliklerin dildeki yansımasıdır. Toplumlar değiştikçe, dil de değişir. Ve bu değişim, yalnızca kelimelerde değil, dilin arkasındaki toplumsal yapılar ve değerlerde de hissedilir.